Merkez Bankası'ndan Acil Kredi Açıklaması! Ek Önlemler Yolda mı?

Merkez Bankası'ndan Acil Kredi Açıklaması! Ek Önlemler Yolda mı?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Temmuz ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına ilişkin özetini yayınladı. Banka, kredi ve mevduat piyasalarında beklenmeyen gelişmeler meydana gelmesi durumunda, parasal aktarım mekanizmasının ek makroihtiyati önlemlerle destekleneceğini belirtti. İşte PPK özetinde öne çıkan tüm detaylar; küresel riskler, iç talep, cari denge ve enflasyon beklentileri...

Merkez Bankası'nın PPK özetinde, ''Kredi ve mevduat piyasalarında beklenmedik olumsuz gelişmeler yaşanması durumunda parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati önlemler ile desteklenmeye devam edecektir. Likidite koşulları titizlikle takip edilecek ve likidite yönetimi araçları etkin bir biçimde kullanılacaktır'' ifadelerine yer verildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Temmuz ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetini yayımladı. Özetle şu ifadeler yer aldı:

KÜRESEL EKONOMİ VE JEOPOLİTİK RİSKLER

''Jeopolitik gelişmelerin yarattığı belirsizlikler sonucunda enerji fiyatları yeniden yükselme eğiliminde. Enerji arzı, tedarik zincirlerindeki sorunlar ve taşımacılık maliyetlerindeki belirsizlikler, enerji fiyatlarının gelecekteki seyrinde önemli rol oynamaya devam edecek.''

Jeopolitik faktörlerin etkisiyle Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde 2026 yılına dair büyüme tahminleri aşağı yönlü olarak güncelleniyor. 2027 yılında, baz etkilerinin devreye girmesiyle büyüme oranlarının toparlanması bekleniyor. Bu bağlamda, dünya genelinde zayıf ve kırılgan ekonomik görünüm sürecek; Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat payları ile ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2026 yılı için yüzde 1,7, 2027 yılı için ise yüzde 2,5 düzeyinde artması öngörülüyor.

Yüksek emtia fiyatlarındaki dalgalanma, küresel enflasyon üzerindeki yukarı yönlü riskleri devam ettiriyor. Merkez bankaları bu riskleri dikkate alarak büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini göz önünde bulunduruyor. Gelişmiş ülkelerdeki politika faizleri, faiz artırımı beklentilerini koruduğunu göstermekte. Jeopolitik gelişmelerin yarattığı arz şokunun kalıcılığı ve enflasyon beklentilerini ne ölçüde etkileyeceği, global para politikalarının yönü açısından kritik önem taşıyor. Son günlerde yaşanan belirsizlikler ve risk algısındaki dalgalanmalar, gelişmekte olan ülkelerde hisse senedi piyasalarından fon çıkışlarına yol açarken, portföy akışlarındaki aşağı yönlü riskler de devam ediyor.

PARASAL VE FİNANSAL KOŞULLAR

Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması, 12 Haziran-17 Temmuz tarihleri arasında yüzde 2,7 seviyesine yükseldi. Bu, ihtiyaç kredilerindeki artışla bağlantılı. Türk lirası (TL) cinsinden ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranı ise yatay kalarak yüzde 2,4 olduğunda, döviz cinsinden ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranı yüzde 0,7’ye ulaştı.

TL mevduat faiz oranları, 12 Haziran ile sonuçlanan haftaya göre 81 baz puan düşerek, 17 Temmuz'la biten haftada yüzde 46,7 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde TL ticari kredi faiz oranları (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 339 baz puan azalarak yüzde 48,9 seviyesini gördü. İhtiyaç kredisi faiz oranları 104 baz puan artışla yüzde 65,0'ye, konut kredisi faiz oranları ise 151 baz puan artarak yüzde 41,2 düzeyine ulaştı. Oynak bir seyir sergileyen taşıt kredisi faiz oranları ise 190 baz puanlık düşüşle yüzde 47,3 düzeyine gelmiştir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), makrofinansal istikrarı güçlendirmek ve parasal aktarım mekanizmasını desteklemek amacıyla zorunlu karşılık uygulamasında sadeleşme adımları atma kararı aldı. 2023 yılı itibarıyla yürürlüğe giren ve mevcut olarak yüzde 2,5 oranında uygulanan döviz cinsinden mevduat/katılım fonu için TL cinsinden zorunlu karşılık tesisi uygulamasını kaldırma kararı verildi. Vadesiz, 1 aya kadar vadeli ve ileri vadeli yabancı para mevduat/katılım fonları için uygulanan zorunlu karşılık oranları ise 2 puan artırılarak sırasıyla yüzde 32 ve yüzde 28 seviyesine yükseltilecektir.

TCMB’nin brüt uluslararası rezervleri, 12 Haziran’dan itibaren 8,4 milyar ABD doları artış göstererek 17 Temmuz itibarıyla 160,5 milyar ABD doları seviyesine ulaştı. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS), 10 Haziran’dan sonra sınırlı bir azalma ile 22 Temmuz itibarıyla 240 baz puan seviyesine geriledi. TL’nin 1 ay vadeli kur oynaklığı, 22 Temmuz itibarıyla 10 Haziran’a göre yüzde 5,7’ye gerilerken; 12 ay vadeli kur oynaklığı ise 18,6 seviyesine düştü. Önceki PPK toplantısı haftasından 17 Temmuz’a kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri piyasasına 3,2 milyar ABD doları; hisse senedi piyasasına ise 0,6 milyar ABD doları net girişi oldu, toplamda gerçekleşen net portföy girişi 3,8 milyar ABD doları oldu.

İÇ TALEP, ÜRETİM VE İSTİHDAM GÖRÜNÜMÜ

Mayıs ayında perakende satış hacim endeksi, aylık bazda yüzde 2,4, çeyreklik bazda ise yüzde 1,3 artış göstermiştir. Altın hariç perakende satışlar ise sırasıyla yüzde 1,9 ve yüzde 1,8 artış kaydetmiştir. Bu dönemde ticaret hacmi, aylık bazda yüzde 0,7 oranında artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,1 azalmıştır. Hizmet üretim endeksi mayıs ayında, aylık bazda yüzde 0,4 ve çeyreklik bazda da yüzde 0,1 düşüş göstermiştir. Kartla yapılan harcamalarda ikinci çeyrekte önceki çeyreğe göre bir azalma gözlenmiştir. Beyaz eşyada mayıs aynındaki düşüşe rağmen çeyreklik bazda artış kaydedilmiştir. Otomobil satışları ise ikinci çeyrekte, önceki çeyrekteki düşüşü sürdürmüştür. İmalat sanayi firmalarına ilişkin anket verileri, ikinci çeyrekte kayıtlı iç piyasa siparişlerinde bir miktar artışa işaret etti. Ancak Temmuz ayı verileri, hem kayıtlı iç piyasa siparişlerinde hem de geleceğe yönelik beklentilerde bir azalma olduğunu göstermektedir. Kısacası, yakın döneme ait veriler iç talepteki zayıf görünümün belirginleştiğini ortaya koymaktadır.

Mayıs ayında sanayi üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılarak yüzde 2,9 azalmıştır. Takvim etkilerinden arındırıldığında yıllık bazda yatay kalmıştır. Çeyreklik bazda sanayi üretimi, mayıs ayı itibarıyla ikinci çeyrekte yüzde 2,6 artış göstermiştir. Ana eğilimi takip etmek için tipik oynaklık gösteren ulaştırma ve benzeri sektörler dışarıda bırakıldığında sanayi üretimi, çeyreklik bazda ana endekse yakın bir artış kaydetmiştir. Bu bağlamda, sanayi üretiminde bir iyileşme gözlemlenmiştir. Haziran ve temmuz ayı ekonomik yönelim anket verileri, önümüzdeki üç ayda üretim hacmindeki artışı işaret etmektedir. Kapasite kullanım oranı, ikinci çeyrekte yatay kalırken petrol sektöründeki oynaklık dışlandığında kapasite kullanımında sınırlı bir artış görüldü. Temmuz ayı itibarıyla ise kapasite kullanım oranında bir miktar düşüş yaşanmıştır. İnşaat üretim endeksi, mayıs itibarıyla yılın ikinci çeyreğinde, çeyreklik bazda yüzde 3,8, yıllık bazda ise yüzde 2,6 azalmıştır.

Mayıs ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32,5 milyon kişi olarak gerçekleşmiş ve bir önceki çeyrek ortalaması ile karşılaştırıldığında sınırlı bir düşüş sergilemiştir. Bu dönemde işgücüne katılım oranı çeyreklik olarak 0,1 puan azalmıştır. İstihdam ve katılım oranındaki gerilemeyi dengeleyen işsizlik oranı çeyreklik bazda yüzde 8,2 seviyesinde yatay kalmıştır. Anket göstergeleri, imalat sanayi firmalarının gelecekteki istihdam beklentilerinin tarihi ortalamanın altında kalmaya devam ettiğine işaret etmektedir.

CARİ DENGEDEKİ GELİŞMELER

Mayıs ayında cari işlemler dengesi, aylık bazda 1,5 milyar ABD doları açık vermiştir. 12 aylık birikimli cari açık, bir önceki aya göre 0,4 milyar ABD doları artarak 37,3 milyar ABD doları seviyesine ulaşmıştır. Seyahat gelirleri aylık bazda 4,9 milyar ABD doları; 12 aylık birikimli olarak ise 60,1 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Hizmetler dengesindeki fazlalık ise 62,5 milyar ABD doları olarak güçlü seyrini sürdürmüştür.

Haziran ayında mevsimsellikten arındırılmış verilere göre, ihracat azalırken ithalat artmıştır. Yıllık bazda incelendiğinde, ithalat ve ihracatta takvim etkilerine bağlı olarak güçlü artışlar gözlemlenmiştir. Bu bağlamda, 12 aylık birikimli dış ticaret açığı bir önceki aya göre artış göstermiştir. Haziran ayında altın ithalatı 1,4 milyar ABD doları, 12 aylık birikimli altın ithalatı ise 20,9 milyar ABD doları düzeyine gerilemiştir. Mevcut verilere göre, 12 aylık birikimli cari açığın haziran ayında artacağı öngörülmektedir. Son dönemdeki jeopolitik gelişmelerin cari açık üzerindeki olumsuz etkileri büyük ölçüde enerji fiyatlarına bağlı olarak şekillenecek. Mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı yılın ikinci çeyreğinde çeyreklik bazda gerilemiştir. Haziran ayı için geçici dış ticaret verileri ile temmuz ayına dair yüksek frekanslı öncü veriler bir arada değerlendirildiğinde, üç aylık ortalamalar, ihracatta ve ithalatta yatay seyir, dış ticaret açığında ise yılın ikinci çeyreğine kıyasla sınırlı bir artışa işaret ediyor.

Cari açık finansmanında, bankacılık sektörünün 12 aylık birikimli uzun vadeli borç çevirme oranı mayıs ayında yüzde 152,6 olarak gerçekleşirken, bu oran bankacılık sektörü dışındaki firmalarda yüzde 222,1 olarak kaydedilmiştir. Bu durum, yurt dışı borçlanma imkânlarının yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiğini göstermektedir.

ENFLASYON GELİŞMELERİ VE BEKLENTİLER

Tüketici fiyatları haziran ayında yüzde 0,99 artmış, yıllık enflasyon ise 0,50 puan düşerek yüzde 32,11 seviyesine ulaşmıştır. Haziran ayındaki aylık bazda enerji fiyatları gerilerken, ana grup fiyat artışları bir önceki aya göre yavaşlamıştır. Bu dönemde yıllık enflasyon enerji ve hizmet gruplarında azalmışken, diğer ana gruplarda sınırlı bir artış gözlemlenmiştir. B endeksinin (enerji, işlenmemiş gıda, alkollü içecekler, tütün ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı 0,12 puan azalarak yüzde 31,18’e gerilemişken, C endeksinin (enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler, tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı 0,60 puan düşüşle yüzde 29,84 olmuştur.

Yıllık tüketici enflasyonuna katkılara bakıldığında, enerji ve hizmet gruplarının katkıları bir önceki aya göre sırasıyla 0,37 ve 0,21 puan azalırken, alkol, tütün, altın ve temel malların katkıları ise sırasıyla 0,06 ve 0,02 puan artmıştır; gıda ve alkolsüz içeceklerin katkısı ise değişmemiştir.

Haziran ayında aylık bazda enerji fiyatlarındaki düşüş, elektrik ve doğal gaz fiyatlarındaki artışa rağmen uluslararası petrol fiyatlarının gerilemesi ve düşen akaryakıt fiyatları etkili olmuştur. Gıda fiyatlarındaki ılımlı seyrin arkasında sebze ürünleri öncülüğünde fiyatların gerilemesi etkili olmuştur. İşlenmiş gıda fiyatlarının aylık enflasyonu ise yüksek kalmaya devam etmiştir. Alkollü içkiler ve tütün grubunda fiyatlar artış gösterirken, bu gelişmede tütün ürünlerindeki üretici kaynaklı fiyat artışları dikkat çekmektedir. Hizmet grubunda akaryakıt fiyatlarındaki gerileme nedeniyle, ulaştırma hizmetleri fiyat artışlarının sınırlı kalmasına yol açmıştır. Temel mal grubunda ise, uzun zamandır yeni sezona geçişin belirgin etkileri gözlemlenmekte ve giyim- ayakkabı alt gruplarında indirimler yaşanmaktadır, dayanıklı mallarda ise enflasyon daha ılımlı bir seyir izlemektedir.

Haziran ayında enflasyonun ana eğiliminde sınırlı bir düşüş yaşanmıştır. Mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyon B ve C endeksinde bir önceki aya göre gerilemiştir. Fiyat artışları B endeksini oluşturan alt gruplardan temel mal ve işlenmiş gıdada görece yatay kalırken, hizmet grubunda ise zayıflamıştır. Dağılım bazında ana göstergelerde görülen yavaşlama görece düşük kalmıştır. TCMB bünyesinde takip edilen göstergeler, üç aylık ortalamalar bazında sınırlı bir artış kaydetmiştir.

Haziran ayı itibarıyla, üç aylık ortalamalar bazında mevsim etkilerinden arındırılmış enflasyon, bir önceki aya göre hizmet sektöründe gerilerken, temel mallarda ise yükselmiştir. Bu durum, savaşın etkilerinin belirgin olduğu petrokimya ürünleri ile bağlantılı olan diğer temel mal kalemlerinden kaynaklanmaktadır.

Hizmet sektöründe fiyatlama davranışı, önemli bir atalete yol açmakta ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerini uzun süreli hale getirmekte; hizmet enflasyonu, mal enflasyonuna göre daha yüksek seyretmektedir. Haziran itibarıyla yıllık mal enflasyonu yüzde 28, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarındadır. Alt gruplar bazında incelendiğinde, yıllık enflasyon haberleşme grubunda bir miktar artarken, lokanta ve otel grubunda yatay seyretmekte, diğer gruplarda ise düşüş yaşanmaktadır. Son dönemlerde yüksek aylık artışlar sergileyen ulaştırma hizmetleri fiyatları, akaryakıt fiyatlarındaki düşüş nedeniyle haziran ayında yüzde 0,58 artmıştır. Bu dönemde havayolu taşımacılığı ücretlerinde bir düşüş gözlemlenmiştir. Kira aylık enflasyonu, kontrat yenileme oranlarındaki mevsimsel artışların etkisiyle yüzde 2,66 olarak gerçekleşmiş; yıllık enflasyon ise 1,90 puan düşerek yüzde 47,87’ye inmiştir. Bu dönemde, aylık enflasyon, lokanta ve otel grubunda (yüzde 2,11) konaklama hizmetlerine bağlı olarak mevsimsel artışlar gösterirken, haberleşme grubu önceki ayla benzer bir seviyede (yüzde 1,60) kalmıştır.

Yurt içi üretici fiyatları haziran ayında yüzde 1,80 artarak, yıllık üretici enflasyonu 0,84 puan düşerek yüzde 28,09 seviyesine inmiştir. Ana sanayi grupları incelendiğinde, enerji fiyatlarının artış hızı önceki aya göre yavaşlamış olsa da hâlâ yüksek kalmaya devam etmektedir. Dayanıklı tüketim mallarında ise fiyat artışı yüzde 0,24 ile sınırlı kalmıştır. Sektörel anlamda incelendiğinde, ham petrol ve doğal gaz, kömür ve linyit, elektrik, gaz ve tütün ürünleri yüksek fiyat artışları gösteren gruplar olmuştur.

Haziran ayında uluslararası emtia fiyatları, enerji fiyatlarında daha belirgin bir düşüş göstermiştir. Bu bağlamda, FAO gıda fiyatları endeksi, haziran ayında şeker ve tahıl fiyatları öncülüğünde sınırlı bir düşüş sergilemişken yağ fiyatlarının artış eğilimi devam etmiştir. Temmuz'un ilk üç haftasında tarımsal emtia fiyatları yükselirken, enerji emtia fiyatları artan jeopolitik gerilimlerin etkisiyle tekrar yükseliş göstermektedir. Ham petrol fiyatlarındaki dalgalanma sürmektedir. Haziran ayında düşen Brent petrol fiyatları, temmuz ayının üçüncü haftası itibarıyla 92 ABD doları seviyesine ulaşmıştır. Benzer şekilde, TTF doğal gaz fiyatları da haziran ayındaki düşüşün ardından temmuz ayının aynı döneminde artış göstermiştir. Altın fiyatlarındaki düşüş eğilimi ise devam etmektedir. Jeopolitik belirsizlikler, başta enerji ve hammadde akışında kesintilere sebebiyet vererek üretim maliyetlerini artırmakta ve global ölçekte enflasyon baskılarına yol açma riski taşımaktadır.

Jeopolitik gelişmelerle birlikte nisan ve mayıs ayında tarihi ortalamalarının üzerinde gerçekleştiren Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi, haziran ayında düşmüş olmasına rağmen hâlâ yüksek kalmıştır. Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler mevcut, küresel navlun maliyetleri ise olumsuz bir seyir izlemektedir. Küresel ve Çin’e yönelik konteyner fiyat endekslerinde mart ayından itibaren görülen artış devam etmekte; kuru yük taşıma maliyetleri, haziran ayındaki gerilemenin ardından temmuzda dalgalı bir seyir izlemektedir. Bununla beraber, döviz kuru sepeti, temmuz ayının ilk üç haftası itibarıyla ılımlı bir seyir izlemekte ve maliyet baskılarını kısmen sınırlamaktadır. Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri, haziran ayında girdi ve fiyat endekslerinde zayıflama gösterirken, teslim sürelerinde de kısmi bir iyileşme göstermektedir.

Temmuz ayında piyasa katılımcılarında enflasyon beklentilerinde kısmi bir artış gözlemlenmiştir. Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi 0,1 puan artarak yüzde 29,2’ye; 2027 yılı sonu beklentisi ise 0,1 puan artışla yüzde 21,5 seviyesine ulaşmıştır. On iki ay sonrasına yönelik enflasyon beklentisi 0,2 puan yükselerek yüzde 24,0 olurken, yirmi dört ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,5 puan azalarak yüzde 17,8 olarak ölçülmüştür. 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,4 puanlık düşüşle yüzde 11,5 seviyesinde gerçekleşmiştir. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların on iki ay sonrasına dair yıllık enflasyon beklentisi, haziran ayında yatay kalmış ve yüzde 33,1 olarak gözlemlenmiştir. Aynı dönemde hane halkının on iki ay sonrasına ait enflasyon beklentisi ise 3,4 puan düşüşle yüzde 46,1 seviyesine inmiştir. Genel olarak enflasyon beklentileri ve fiyatlama yaklaşımları, dezenflasyon süreci açısından risk faktörü olmaya devam etmektedir.

Öncü veriler, ana eğilimin temmuz ayında geçici olarak yükselebileceğini göstermektedir. Mevsimsellikten arındırıldığında, aylık hizmet enflasyonunda artış gözlemlenmektedir; bu artışta sağlık hizmetleri fiyatlarının etkisi ön plana çıkmaktadır. SGK Sağlık Uygulamaları Tebliği çerçevesinde yapılan muayene katılım payı düzenlemesinin temmuz ayındaki aylık enflasyonu 0,22 puan artıracağı tahmin edilmektedir. Ayrıca, temmuzda sağlık hizmetleri fiyatlarını etkileyen Türk Tabipleri Birliği tarifelerindeki artışlar da izlenecektir. Kira enflasyonu, kontrat yenileme oranlarının mevsimsel etkileri nedeniyle, aylık bazda biraz artmasına rağmen yıllık bazda düşmeye devam edecektir. Temel mal grubundaki giyim ve ayakkabı fiyatları da temmuzda sezon indirimlerinin geçen yıla göre daha sınırlı kalması beklenmektedir. Dayanıklı tüketim mallarında, beyaz eşya ve mobilya fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olarak aylık enflasyonun bir miktar yükselebileceği öngörülmektedir. İşlenmemiş gıda fiyatlarında sebze fiyatlarındaki artış dikkat çekerken, işlenmiş gıda fiyatlarındaki artış oranında yavaşlamalar tahmin edilmektedir. Gıda grubuna yönelik öncü veriler, yıllık enflasyonda artışa işaret etmektedir. Son dönemde meydana gelen jeopolitik gelişmeler, küresel enerji fiyatlarının yeniden yükselmesine sebebiyet vermektedir. Bu bağlamda, mayıs ve haziran ayında gerileyen yurt içi enerji fiyatlarının temmuz ayında akaryakıt ve elektrik fiyatları öncülüğünde artış göstermesi beklenmektedir. Elektrik fiyatlarında, piyasa takas fiyatları ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) çerçevesinde artışlar öngörülmektedir. Akaryakıt fiyatlarındaki altı aylık Yİ-ÜFE artışı, maktu vergi güncellemelerinin temmuzda uygulanmaması olumlu bir durum olarak değerlendirirken, yeniden yükselen ham petrol fiyatları ve eşel mobil sisteminden kademeli çıkış stratejisi enflasyon görünümünü olumsuz yönde etkilemektedir. Maktu vergi güncellemeleri, temmuzda alkollü içecek fiyatlarının artışına neden olurken, tütün ürünlerindeki nispeten ÖTV oranı düşürülerek maktu verginin artırılmasıyla enflasyon üzerindeki yukarı yöndeki etkilerinin ağustos ayında hissedileceği düşünülmektedir. Yakın zamanda açıklanan ek gümrük vergilerinin tüketici enflasyonuna etkisinin, kapsamda yer alan ürünlerin toplam ithalat ve tüketimdeki düşük payı nedeniyle sınırlı olacağı tahmin edilmektedir. Jeopolitik gelişmelerin, maliyet, ekonomik faaliyet ve beklentiler üzerinden enflasyon görünümüne etkileri dikkatle izlenmektedir.

PARA POLİTİKASI KARARI VE GELECEK ÖNGÖRÜSÜ

Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit kalmasına karar verdi. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik borç verme oranını yüzde 40 ve gecelik borçlanma oranını ise yüzde 35,5’te sabit tutmayı kararlaştırdı.

Fiyat istikrarı sağlanana dek sürdürülecek sıkı para politikası durumu, talep, kur ve beklenti kanalları aracılığıyla dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul, politika faizine ilişkin alacağı kararları; enflasyon gerçekleşmeleri, eğilimler ve beklentileri göz önünde bulundurarak, aradaki hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gereklerini yerine getirecek şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları, enflasyon görünümünü merkeze alan ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmakta ve toplantı bazında değerlendirilmektedir. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma yaşanması durumunda, para politikası durumu sıkılaştırılacaktır. Kurul, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü riskler karşısında ihtiyatlı duruşunu ifade etmiştir.

Kredi ve mevduat piyasalarında yaşanabilecek beklenmedik gelişmelere karşı parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları dikkatle izlenmeye devam edecek ve likidite yönetim araçları etkili şekilde kullanılacaktır.

Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedef seviyesine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları göz önünde bulundurarak belirleyecektir. Kararlar, veri odaklı, açık ve öngörülebilir bir çerçevede alınacaktır. ''